Kayıtlar

CHP'nin Krizi

 CHP'nin kurultaylarına dair mutlak butlan kararı verilmesiyle Türk siyasal hayatında yeni bir kırılma yaşandı. 12 Eylül sonrası dönemde ilk kez bir partinin iç işleyişine bu kadar net bir hukuki müdahale yapılıyor. Bu, son yerel seçimlerde yükselen bir ivme gösteren ana muhalefet partisine yapılınca tabii ki çok daha dikkat çekiyor.  Konunun hukuki girdapları tabii ki çok tartışmalı. Hangi makam neyle görevli, hangi birim ne karar alabilir... Bu teknik meseleler, işin içinden çıkılmaz bir hal aldı. Bizzat anayasaya dair şüpheler varken, onun bile minimum düzeyde uygulanamadığı bu siyasal atmosferde daha alttaki kurumların kaos içinde olmaması mümkün değil. Kaldı ki yasalar var olanı düzeni korur. Mahkemeler çoğunlukla değişmek için değişmemek için karar alır.  Bana göre konunun kökleri daha geniş bir bağlamı gerektiriyor. Hukuk, siyasaldır. Siyasal tartışmalar parlamentoda yasaları oluşturur; onlar da kurumları şekillendirir. Siyasetin teknik, hukuki, bürokratik konulard...

Ankara'da İşçi Direnişi

 Bağımsız Maden-İş'e bağlı maden işçilerinin Ankara'daki direnişi, son günlere damga vuran en önemli olay oldu. Önce Eskişehir'den Ankara'ya yürüyen, daha sonra Kurtuluş Parkı'nda oturma eylemine başlayan işçilerin çok temel bir talebi vardı: Maaşlarını almak. İşçilere her zamanki girip sol/sosyalist partiler destek verdi; özellikle TİP Genel Başkanı Erkan Baş, işçilerin açlık grevine destek vererek onlarla 1 haftaya yakın süreyi birlikte geçirdi. Yaşananlar, TEKEL direnişini hatırlattı. Sendika desteği/desteksizliği, kişisel çabalara bağlı kalma, partilerin tedirgin desteği, medyada duyurulmaya çalışılan talepler, 2010 yılında yine Ankara sokaklarına damga vurmuştu.  Benim gibi toplumsal hareketler çalışan bir akademisyen için bu tip eylemler her zaman önemlidir. Konunun tabii ki sendikal ilişkiler, çalışma hayatı, güvenlik vb bağlamlarda pek çok boyutu var. Özellikle DİSK'in eylemlere destek vermemesi çok eleştirildi. Kendi sendikalarına bağlı bir oluşumun önc...

Akademik Makale Yazmak

Bilimsel makale yazmak, akademisyenliğin temel işlerinden biridir. Tabii ki farklı bilim dallarında farklı pratikleri içerir. Ama kimi ortak noktalar da var. Bu yazıda biraz bu ortak noktaları, temel doğruları, olanları ve olması gerekenleri irdeleyeceğim. Ben bunların çok iyi yapıyorum diye değil, ama hem sesli/yazılı düşünme, birlikte düşünme hem de kendi yanlışlarımdan çıkardığım bazı eksikleri siz yapmayın diye… İş kısmından başlayacak olursak, ders anlatmak ve diğer idari işlerin yanında makale yazım süreci, biraz daha akademisyenin ve birlikte çalıştığı kişilerin becerileri, merakı ve motivasyonlarıyla ilgilidir. O açıdan daha kişisel alandan ilerleyen bir durum var. Yazma işinin mesleğe bakış, siyasal ve kültürel bakış açılarıyla bağlantılı olduğu söylenebilir. Hepimiz “publish or perish” (yayınla ya da yok ol) baskısı altındayız. Sayının içerikten daha önemli olduğu bir süreç bu. Genellikle, kötü örnekleri öne çıkararak, işini kötü yapmayı normalleştiren bir eğilim olduğu açı...

Macaristan Seçimleri

 12 Nisan'da Macaristan'da uzun süreli Viktor Orban iktidarını değiştiren seçimler, Türkiye'de oldukça yankı buldu. Orban önderliğinde Fidesz partisi 2010'dan bu yana iktidardaydı; öncesinde 1998-2002 arası iktidarı da var, bu haliyle Orban Macaristan demokratik tarihinin en uzun süre görevd kalan başbakanı oldu. Yerine seçilen Peter Magyar ise yine Fidesz'te siyaset yaparken partiden ayrılan, öncesinde çok bilinmeyen, Adalet Bakanı olan eşinin adının karıştığı bir skandal sonrası partiye dair eleştirileri geliştiren, sonra Haziran 2024'te Avrupa Parlamentosu seçimlerinde yükselişe geçerek, küçük bir partiyi kontrolü altına alıp muhalefetin aradığı yıldız haline gelen bir isim. 2017'deki yükselen aşırı sağ yazımdan bu yana, popülizm bağlamında öne çıkan Polonya ve Macaristan'ı takip ederim. Bir kaç yıl önce Polonya'da olan değişim bu kez Macaristan'da oldu; Türkiye'de de böyle bir değişimin olabileceği umudu, muhalif çevrelerde ses getirdi. ...

İnsanlığın Yoldan Çıkışı/Yol Arayışı

 ABD'nin Venezuela saldırısı, unutulmuş Grönland'a göz dikmesi, yine ABD'de göçmen polisinin güpegündüz sokak ortasında vurduğu insanlar, İran'daki protestolar ve bunlara yönelik şiddetli karşılık, Suriye'nin kuzeyindeki gelişmeler, Epstein belgeleri, altın fiyatlarının dalgalanması derken 2026 yılına hızlı bir giriş yaptık. Kişisel olarak her gündemi derinlemesine takip etmek gibi bir çabam yok. Hatta çoğunu önemsememeye çalışıyorum; her konuyu hızlıca anlamak ve yorumlamak mümkün değil. Bilimsel hiç değil. Popüler kültürün hızlı akışı da eklenince, artık bir şeylerden uzak kalmak, takip etmemek bir mutluluk haline geliyor.  Buna verilen biri isim de var: Joy of missing something out. Bir şeyleri kaçırma mutluluğu... Zaten öteden beri, çok okunan kitaplar, çok izlenen filmler, çok tüketilen ürünler gibi ikonik şeylere her zaman mesafeliyimdir. Şimdi bu durum çalışma alanım için de geçerli oldu: Popüler analizlerden uzak kalma isteği... Herkesin her şeyi bildiği, he...

Eski Kavramları Geri Getirmek

 Güncel gelişmelerin hızı ve dağınıklığı, onların nereye yerleştirilebileceğini zorlaştırdığı için eski kavramları kullanmak genel bir eğilim oldu. Emperyalizm, faşizm bunların son dönemlerde en sık hatırlananları. Saldırganlığın, otoriterliğin, yükselen şiddetin ve hesap verilemez oluşun bugün karşılık geldiği yeri bulmak oldukça zor. Popülizm bir ara bunları kapsayan geniş hacimli, esnek bir alan olarak iş görüyordu. Ondan önce postmodernizm bu dağınıklığı toparlamak için devreye girmişti. Eğer geçmişe dönülecekse benim önerimin feodalizm olduğunu önceki yazıda bahsetmiştim.  Bu savrulma halini küresel çapta bazı çıpalar geliştirerek dizginlemişti insanlık. Demokrasi ve insan hakları bunların genel başlıkları olarak işaretlenebilir. Azınlıkları, farklı olanı korumak; herkesin temel hakları olduğunu kabul etmek ve siyasal sisteme katılma sürecinde açık olmak... Herkes gücü yettiğince, örgütlenebildiği kadar sesini duyursun. Elitizm, zengin-fakir, kadın-erkek ayrımları, güç i...

Yüzyılın İlk Çeyreği Biterken...

 2025 yılı hem Türkiye hem de Dünya için büyük sorunlarla geçti; bundan sonrasında daha iyiye gidileceğine dair umutlar genel olarak azaldı. İnsanlık tarihi her zaman çeşitli düzeylerde krizlerin tarihidir ama bir şekilde bazı gelişmeler insana umut verir ve orada yeni başlangıçlar yapma azmi ilerler. Böyle bir azim ve kararlılığı geliştirecek noktalar gittikçe azalıyor. Esasen bu yıla özgü bir durum değil yaşananlar; geçen on yıllarla birlikte bu endişe gittikçe artıyor. Feodaliteden moderniteye oradan postmodern döneme geçişlerde, bu dönüşümleri sembolize eden gelişmeler olmuştur. Bilimsel gelişmeler, yeni buluşlar, yeni kitaplar, kavramlar vb. Günümüzün krizi biraz da felsefeden , düşünsel tartışmalardan uzaklaşan bir eğilimin genel sonucu. Yüzyılın ilk çeyreği biterken gelişmeye çerçeve çizecek yeni bir bakış açısının, bir kitabın, bir kavramın tartışılmasından ziyade, gelişmelerin hızına kapılıp gitmek normalleşti. Daha hızlı cevap ararken, sorunun ne olduğunu bile unuttuk. S...

CHP'nin Eylemleri

 19 Mart'tan bu yana süren İmamoğlu ve CHP'li belediyelere dair soruşturmalar ile ona eşlik eden CHP mitingleri, Türkiye'deki protesto ve eylem geleneğinde yeni bir dalga yarattı diyebiliriz. Çok sık karşılaşmadığımız, genellikle belirli gündemlerle bir iki kez yapılıp biten ya da sadece seçim dönemlerinde yoğunlaşan parti eksenli mitingler, bu kez uzun süreli bir olaya dönüştü. Parti-eksenli ya da parti-yönlendirmeli (party-driven) eylemler adıyla kategorize edilebilecek bu tip eylemlerle, ana muhalefet partisinin tepkisel zemini diri tutmaya çalıştığı, yerel seçimlerde yükselttiği oy oranından güç alarak kendi alanını genişletmeye çalıştığı aşikar.  Bir dönem bu blogta açık alandaki eylem ve protestoların listesini aylık düzende kayda geçirmiştim. Sonra onların içinde Geçinemiyoruz eylemlerini ayrı bir başlıkta akademik makale olarak analiz ettim. Sadece o dönemde değil, Türkiye'de genel olarak çekişmeci eylemlerin sistemi dönüştürücü gücünün eksikliğini de ayrıca y...

Üniversite, Diploma, Meslek... Asıl Sorun Bilgi.

 2025 yazının gündem yaratan en önemli olaylarından biri (ne yazık ki orman yangınlarıyla beraber) sahte diploma ve usulsüz alınan unvanlar skandalı oldu. Daha önceden başladığı anlaşılan adli soruşturmaların belli bir aşamaya ulaşmasıyla yeniden gündeme gelen konu, İmamoğlu'nun diploma iptali başta olmak üzere atanmayan öğretmenler, genç işsizlik oranları, yoğun çalışma saatleri, iş kazaları, ekonomik kriz ve asgari ücret gibi dolaylı diğer konularla eşleştirilerek tartışıldı. İnsanların yoğun emek vererek elde ettiği kazanımların haksızca ve kolaylıkla elde edilmesi, tabii ki kabul edilebilir değil. Bunun en kısa ifadesi, adaletsizlik. Adalet de toplumsal dengeyi sağlayan en önemli unsur. Adalete güven sarsıldıkça, dengesizlik artıyor ve toplumsal bağlar iyice çözülüyor. Ortada toplum yoksa herkes çözüm üreteceği kendi yerel/feodal bağlarına geri dönüyor. Topluluk ruhu devreye giriyor. Mafyatik oluşumlar, suç çeteleri bu toplulukların illegal olanları... "Parayı veren düdüğü...

DİSK'in Grevi, İzmir ve CHP

Blogta yayınladığım CHP, Değişim ve Sosyal Demokrasi başlıklı yazımda, Perspektif'te yayınlanan Sosyalist Enteryasyonel bağlamındaki yazıda genel olarak bu durumlardan bahsetmiştim. Partinin işi hem zor, hem de önemli. Türkiye'deki olası değişimi üstlenecek, bu değişim olumlu anlamda anlamlandıracak, kısacası Türkiye'de yeni bir demokrasi açılımı sağlayacak olan şey, CHP'nin sosyal demokrat köklere, halkçı taleplere yaklaşabilme kapasitesi olacaktı. DİSK'in İzmir'deki grevi, yaşanan karmaşa ve oluşan kutuplar, bu yolda atılacak daha çok ve önemli adımlar olduğunu gösteriyor. Son cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki yenilgiden sonra, Özgür Özel'le girilen yeni güzergah, iyi bir değişimin habercisiydi. Düzenli mitingler, sokakla, eylem ve protestolarla oluşan mesafenin 19 Mart sonrasında kapanması, İmamoğlu ile ilgili sürecin yeni bir biçimlenme yaratması ve safları sıklaştırması, ama sıkılaşma içinde "biz burada ezildik" diye bağıran yeni bir hizibin p...

Gelişmeler, Yorumlar, Analizler... Siyaset Bilimci olmak zor!

 Bilim insanlarının güncel gelişmeleri hemen bir çırpıda analiz etmek gibi bir görevleri olduğunu düşünmüyorum. Bizim işimiz gelişmeleri, kavramlar, tarihsel bağlam, değişim ve dönüşüm içinde bir yere oturtmak ve anlamlandırmak. Kahin değiliz, zorluklara karşı reçete yazmak gibi bir görevimiz de yok. Siyaset bilimci olmak için zor bir ülke. Kitaplarla/kavramlarla uyumlu olmayan pek çok şey var, en azından bunun farkında olmak bir iyidir belki. Açıkçası çoğu zaman gelişmeleri anlamakta ve kategorize etmekte zorlanıyorum. Çok hızlı değişen gündemde, sosyal medyanın kendi içinde çok hızlı gruplaşması ve linç kültürünü geliştirilmesi nedeniyle, bazı konularda ne düşüneceğimizi kestirmek zor. Sakin kafayla gelişmeleri izleyemiyoruz. Çoğu zaman takip etmekte bile zorlanıyoruz. Ben kişisel olarak her konuda yorum yapmak gereğini hissetmiyorum. Söylediğim gibi çoğu zaman neyin ne olduğunu anlamak bile güç.  Bunu derslerde de ifade ediyorum. Öğrencilerin Türkiye gündeminden çıkamamalar...

Akın Gönen'le Söyleşi Kitabı

Resim
Eski Bakan ve siyasetçi, aynı zamanda çeşitli kamu görevlerinde de bulunmuş olan Akın Gönen'le gerçekleştirdiğimiz söyleşi, kitaplaştı. Söyleşide geçmişten bugüne Türkiye'deki çeşitli sorunların kaynaklarına, özellikle demokratik işleyişteki sorunlara, yerel ve genel siyasetin tıkanıklığına dair bilimsel ve tarihsel analizlerde bulunduk. Tabii ki çoğunlukla Akın Bey'in görüşleriyle şekillendi kitap. Onun deneyimleri ve öngörülerini çeşitli sorularla detaylandırmış olduk.  Benim bir önsözümle söyleşiye genel bir çerçeve çizip, kısa ama derli toplu bir çalışma yapmış olduk. Kitaptaki bazı tespitlerinin daha şimdiden hızla gelişen gündemde öne çıktığını görüyorum. Şuradan edinmek mümkün: https://www.ekinkitap.com/akin-gonenle-soylesi-turkiyede-sistemsel-ariza-ve-cozum-onerileri-yavuz-yildirim               

Sosyalist Enternasyonel ve CHP

Resim
Perspektif Online sitesine yayınlanan yazım: https://www.perspektif.online/sosyalist-enternasyonal-ve-chp/

Cumhuriyet 101

Resim
 Cumhuriyet'in 101. yılı münasebetiyle, cumhuriyet kavramına dair Perspektif sitesinde yayınlanan yazım:  https://www.perspektif.online/cumhuriyet-101/

Savaş, Şiddet, Siyaset

15 Ekim'de Gazete Duvar'da yayınlanan yazım: https://www.gazeteduvar.com.tr/savas-siddet-siyaset-haber-1727504

Demokrasi ve Toplumsal Hareketler

 Fol Kitap'tan yayınlanan yeni kitabım satışa çıktı;  https://www.folkitap.com/demokrasi-ve-toplumsal-hareketler Kitapta önceki bazı çalışmalarıma dayanarak ve oradaki argümanlarımı geliştirerek temel çalışma alanıma dair bir çerçeve çizdim. Doktora sonrası çalışmalarımın genel bir özeti olan bu kitapla, akademik dergilerde pdf formatında kalan bazı argümanlarımı basılı hale getirerek, kitap formatında bir eserle somut olarak daha çok kişiye ulaşmayı hedefledim. Akademik hayatı/üretimi doğrudan etkileyen yükseltme kriterlerini yerine getirmek ya da puan kazanmak derdinde değilim.  Türkçe'de bu kapsamda yapılmış çok fazla güncel çalışma yok. Özellikle yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin işine yarayacağını düşünüyorum.

Yerel Demokrasi, Katılım ve Siyasal Özne

Yerel seçim gündemiyle demokrasi ve katılım üzerine yazılarım devam ediyor. Perspektif Online'da yayınlanan yazım: https://www.perspektif.online/yerel-demokrasi-katilim-ve-siyasal-ozne/

Kentsel Siyaset ve Demokrasi

Kente dair, kentteki hayatı şekillendirmek üzerinden bir siyasete dair bir şeyler söyleyen yok gibi… Liderin, merkezin sesi olan teşkilatların, demokrasiyi yerelden dönüştürecek aracılar olmadığı net....  https://www.gazeteduvar.com.tr/kentsel-siyaset-ve-demokrasi-haber-1669525

Stadyum ve Siyaset

Sokakta ne varsa stadyumda da o var. 2013`ten bir yazı:  https://ayrintidergi.com.tr/stadyum-ve-siyaset/

Hollanda Seçimleri ve Liberalizmin Krizi

 Perspektif sitesinde yayınlanan yazım: https://www.perspektif.online/hollanda-secimleri-ve-liberalizmin-krizi/