CHP'nin Krizi

 CHP'nin kurultaylarına dair mutlak butlan kararı verilmesiyle Türk siyasal hayatında yeni bir kırılma yaşandı. 12 Eylül sonrası dönemde ilk kez bir partinin iç işleyişine bu kadar net bir hukuki müdahale yapılıyor. Bu, son yerel seçimlerde yükselen bir ivme gösteren ana muhalefet partisine yapılınca tabii ki çok daha dikkat çekiyor. 

Konunun hukuki girdapları tabii ki çok tartışmalı. Hangi makam neyle görevli, hangi birim ne karar alabilir... Bu teknik meseleler, işin içinden çıkılmaz bir hal aldı. Bizzat anayasaya dair şüpheler varken, onun bile minimum düzeyde uygulanamadığı bu siyasal atmosferde daha alttaki kurumların kaos içinde olmaması mümkün değil. Kaldı ki yasalar var olanı düzeni korur. Mahkemeler çoğunlukla değişmek için değişmemek için karar alır. 

Bana göre konunun kökleri daha geniş bir bağlamı gerektiriyor.

Hukuk, siyasaldır. Siyasal tartışmalar parlamentoda yasaları oluşturur; onlar da kurumları şekillendirir. Siyasetin teknik, hukuki, bürokratik konularda takılı kalması, bizim bu kurumsal boyuttan başka bir şey görmek istemememiz; siyasal tartışmaları yeteri kadar önemsememizle ilgili. Kurumların işleyişi, lider, yasalar, hukuki kararlar tabii ki önemli. Ama bunlar sonuç. Eğer içinden çıkılmaz bir tıkanıklığa girdiysek bu sonucu üreten nedenlerden kaynaklanıyor. 

Siyasal tartışmalarımız, kim aday olacak, kim kimi yenebilir, birinci parti olmak/olmamakla sınırlı. Siyaset, örgütlenme işidir. Aşağıdan yukarı örgütlenemeyen, il-ilçe örgütlerini aktif çalıştıramayan, gençlik-kadın kollarını mobilize edemeyen bir partinin güçlü olması mümkün değil. CHP ancak bu tip krizlerde tepkisel biçimde harekete geçebiliyor. Liderin manevraları, kapalı kapılar arkasındaki toplantılar, ikili görüşmeler... Bunlar siyasetin bir boyutu; önemsiz değil ama aslolan kamusal alandaki görünürlüğünüz ve etkinizdir. Program, hedefler, semboller... Kitleyi bunlar bir arada tutup harekete geçirebilir. Biz ise liderin sert konuşmalarına, masaya yumruğunu vurmasına, Salı günü meclis grup toplantısındaki verdiği mesajlara odaklanıyoruz sadece. Bunlarla bir yere gidiliyor, evet. Sonra hukuki engeller, hegemonik yapılar, daha iyi mobilize olmuş güçler önünüze çıkıyor. 

Hukuk, kamusal düzeni korumak için dizayn edilir. Kamusal olanı belirleme gücü, hukuki kararları da etkiler. O yüzden mahkemeler, hakimler, savcılar üzerinden sonuçları tartışmak yerine, alternatif siyasal argümanları geliştirebilmek bu krizden çıkmak için atılması gereken adım olmalı. 

Daha üç yıl önce kurtartıcı olarak görülen kişinin birden haine dönüşmesi, ne yaptığı belli olmayan hallere girmesi, bugünün liderleri, öne çıkarılan kişileri ya da peşinden gidilen kişileri için de geçerli olabilir. Türk siyasetinde kişilere bağlı siyaset, bu tarz büyük ters dönüşleri daha önce de yaşattı. Olmaz denilenler oldu. Bu sert manevralar siyasal alanın, halkla olan temasını iyice azaltıyor. Liberal demokrasiler tam da bu yüzden krizde; temsil krizi denen şey bu yüzden var. Avrupa'da yeni lider arayışları, yeni kurulan partiler, gittikçe sertleşen protesto ve eylemlerde bunu görüyoruz. Türkiye'de bitmeyen siyasal krizlerde, zaten içten içe hep karışık olan, güçlü rakibe karşı tek alternatif olduğu için birleşik gibi görünen ama aslında olmayan CHP'de bu krizleri aşmak için yeni bir siyasal vizyon gerekiyor.

Çok Okunan

Eski Kavramları Geri Getirmek

İnsanlığın Yoldan Çıkışı/Yol Arayışı

CHP'nin Eylemleri