Kayıtlar

Son Yayın

İnsanlığın Yoldan Çıkışı/Yol Arayışı

 ABD'nin Venezuela saldırısı, unutulmuş Grönland'a göz dikmesi, yine ABD'de göçmen polisinin güpegündüz sokak ortasında vurduğu insanlar, İran'daki protestolar ve bunlara yönelik şiddetli karşılık, Suriye'nin kuzeyindeki gelişmeler, Epstein belgeleri, altın fiyatlarının dalgalanması derken 2026 yılına hızlı bir giriş yaptık. Kişisel olarak her gündemi derinlemesine takip etmek gibi bir çabam yok. Hatta çoğunu önemsememeye çalışıyorum; her konuyu hızlıca anlamak ve yorumlamak mümkün değil. Bilimsel hiç değil. Popüler kültürün hızlı akışı da eklenince, artık bir şeylerden uzak kalmak, takip etmemek bir mutluluk haline geliyor.  Buna verilen biri isim de var: Joy of missing something out. Bir şeyleri kaçırma mutluluğu... Zaten öteden beri, çok okunan kitaplar, çok izlenen filmler, çok tüketilen ürünler gibi ikonik şeylere her zaman mesafeliyimdir. Şimdi bu durum çalışma alanım için de geçerli oldu: Popüler analizlerden uzak kalma isteği... Herkesin her şeyi bildiği, he...

Eski Kavramları Geri Getirmek

 Güncel gelişmelerin hızı ve dağınıklığı, onların nereye yerleştirilebileceğini zorlaştırdığı için eski kavramları kullanmak genel bir eğilim oldu. Emperyalizm, faşizm bunların son dönemlerde en sık hatırlananları. Saldırganlığın, otoriterliğin, yükselen şiddetin ve hesap verilemez oluşun bugün karşılık geldiği yeri bulmak oldukça zor. Popülizm bir ara bunları kapsayan geniş hacimli, esnek bir alan olarak iş görüyordu. Ondan önce postmodernizm bu dağınıklığı toparlamak için devreye girmişti. Eğer geçmişe dönülecekse benim önerimin feodalizm olduğunu önceki yazıda bahsetmiştim.  Bu savrulma halini küresel çapta bazı çıpalar geliştirerek dizginlemişti insanlık. Demokrasi ve insan hakları bunların genel başlıkları olarak işaretlenebilir. Azınlıkları, farklı olanı korumak; herkesin temel hakları olduğunu kabul etmek ve siyasal sisteme katılma sürecinde açık olmak... Herkes gücü yettiğince, örgütlenebildiği kadar sesini duyursun. Elitizm, zengin-fakir, kadın-erkek ayrımları, güç i...

Yüzyılın İlk Çeyreği Biterken...

 2025 yılı hem Türkiye hem de Dünya için büyük sorunlarla geçti; bundan sonrasında daha iyiye gidileceğine dair umutlar genel olarak azaldı. İnsanlık tarihi her zaman çeşitli düzeylerde krizlerin tarihidir ama bir şekilde bazı gelişmeler insana umut verir ve orada yeni başlangıçlar yapma azmi ilerler. Böyle bir azim ve kararlılığı geliştirecek noktalar gittikçe azalıyor. Esasen bu yıla özgü bir durum değil yaşananlar; geçen on yıllarla birlikte bu endişe gittikçe artıyor. Feodaliteden moderniteye oradan postmodern döneme geçişlerde, bu dönüşümleri sembolize eden gelişmeler olmuştur. Bilimsel gelişmeler, yeni buluşlar, yeni kitaplar, kavramlar vb. Günümüzün krizi biraz da felsefeden , düşünsel tartışmalardan uzaklaşan bir eğilimin genel sonucu. Yüzyılın ilk çeyreği biterken gelişmeye çerçeve çizecek yeni bir bakış açısının, bir kitabın, bir kavramın tartışılmasından ziyade, gelişmelerin hızına kapılıp gitmek normalleşti. Daha hızlı cevap ararken, sorunun ne olduğunu bile unuttuk. S...

CHP'nin Eylemleri

 19 Mart'tan bu yana süren İmamoğlu ve CHP'li belediyelere dair soruşturmalar ile ona eşlik eden CHP mitingleri, Türkiye'deki protesto ve eylem geleneğinde yeni bir dalga yarattı diyebiliriz. Çok sık karşılaşmadığımız, genellikle belirli gündemlerle bir iki kez yapılıp biten ya da sadece seçim dönemlerinde yoğunlaşan parti eksenli mitingler, bu kez uzun süreli bir olaya dönüştü. Parti-eksenli ya da parti-yönlendirmeli (party-driven) eylemler adıyla kategorize edilebilecek bu tip eylemlerle, ana muhalefet partisinin tepkisel zemini diri tutmaya çalıştığı, yerel seçimlerde yükselttiği oy oranından güç alarak kendi alanını genişletmeye çalıştığı aşikar.  Bir dönem bu blogta açık alandaki eylem ve protestoların listesini aylık düzende kayda geçirmiştim. Sonra onların içinde Geçinemiyoruz eylemlerini ayrı bir başlıkta akademik makale olarak analiz ettim. Sadece o dönemde değil, Türkiye'de genel olarak çekişmeci eylemlerin sistemi dönüştürücü gücünün eksikliğini de ayrıca y...

Üniversite, Diploma, Meslek... Asıl Sorun Bilgi.

 2025 yazının gündem yaratan en önemli olaylarından biri (ne yazık ki orman yangınlarıyla beraber) sahte diploma ve usulsüz alınan unvanlar skandalı oldu. Daha önceden başladığı anlaşılan adli soruşturmaların belli bir aşamaya ulaşmasıyla yeniden gündeme gelen konu, İmamoğlu'nun diploma iptali başta olmak üzere atanmayan öğretmenler, genç işsizlik oranları, yoğun çalışma saatleri, iş kazaları, ekonomik kriz ve asgari ücret gibi dolaylı diğer konularla eşleştirilerek tartışıldı. İnsanların yoğun emek vererek elde ettiği kazanımların haksızca ve kolaylıkla elde edilmesi, tabii ki kabul edilebilir değil. Bunun en kısa ifadesi, adaletsizlik. Adalet de toplumsal dengeyi sağlayan en önemli unsur. Adalete güven sarsıldıkça, dengesizlik artıyor ve toplumsal bağlar iyice çözülüyor. Ortada toplum yoksa herkes çözüm üreteceği kendi yerel/feodal bağlarına geri dönüyor. Topluluk ruhu devreye giriyor. Mafyatik oluşumlar, suç çeteleri bu toplulukların illegal olanları... "Parayı veren düdüğü...

DİSK'in Grevi, İzmir ve CHP

Blogta yayınladığım CHP, Değişim ve Sosyal Demokrasi başlıklı yazımda, Perspektif'te yayınlanan Sosyalist Enteryasyonel bağlamındaki yazıda genel olarak bu durumlardan bahsetmiştim. Partinin işi hem zor, hem de önemli. Türkiye'deki olası değişimi üstlenecek, bu değişim olumlu anlamda anlamlandıracak, kısacası Türkiye'de yeni bir demokrasi açılımı sağlayacak olan şey, CHP'nin sosyal demokrat köklere, halkçı taleplere yaklaşabilme kapasitesi olacaktı. DİSK'in İzmir'deki grevi, yaşanan karmaşa ve oluşan kutuplar, bu yolda atılacak daha çok ve önemli adımlar olduğunu gösteriyor. Son cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki yenilgiden sonra, Özgür Özel'le girilen yeni güzergah, iyi bir değişimin habercisiydi. Düzenli mitingler, sokakla, eylem ve protestolarla oluşan mesafenin 19 Mart sonrasında kapanması, İmamoğlu ile ilgili sürecin yeni bir biçimlenme yaratması ve safları sıklaştırması, ama sıkılaşma içinde "biz burada ezildik" diye bağıran yeni bir hizibin p...

Gelişmeler, Yorumlar, Analizler... Siyaset Bilimci olmak zor!

 Bilim insanlarının güncel gelişmeleri hemen bir çırpıda analiz etmek gibi bir görevleri olduğunu düşünmüyorum. Bizim işimiz gelişmeleri, kavramlar, tarihsel bağlam, değişim ve dönüşüm içinde bir yere oturtmak ve anlamlandırmak. Kahin değiliz, zorluklara karşı reçete yazmak gibi bir görevimiz de yok. Siyaset bilimci olmak için zor bir ülke. Kitaplarla/kavramlarla uyumlu olmayan pek çok şey var, en azından bunun farkında olmak bir iyidir belki. Açıkçası çoğu zaman gelişmeleri anlamakta ve kategorize etmekte zorlanıyorum. Çok hızlı değişen gündemde, sosyal medyanın kendi içinde çok hızlı gruplaşması ve linç kültürünü geliştirilmesi nedeniyle, bazı konularda ne düşüneceğimizi kestirmek zor. Sakin kafayla gelişmeleri izleyemiyoruz. Çoğu zaman takip etmekte bile zorlanıyoruz. Ben kişisel olarak her konuda yorum yapmak gereğini hissetmiyorum. Söylediğim gibi çoğu zaman neyin ne olduğunu anlamak bile güç.  Bunu derslerde de ifade ediyorum. Öğrencilerin Türkiye gündeminden çıkamamalar...