İnsanlığın Yoldan Çıkışı/Yol Arayışı

 ABD'nin Venezuela saldırısı, unutulmuş Grönland'a göz dikmesi, yine ABD'de göçmen polisinin güpegündüz sokak ortasında vurduğu insanlar, İran'daki protestolar ve bunlara yönelik şiddetli karşılık, Suriye'nin kuzeyindeki gelişmeler, Epstein belgeleri, altın fiyatlarının dalgalanması derken 2026 yılına hızlı bir giriş yaptık. Kişisel olarak her gündemi derinlemesine takip etmek gibi bir çabam yok. Hatta çoğunu önemsememeye çalışıyorum; her konuyu hızlıca anlamak ve yorumlamak mümkün değil. Bilimsel hiç değil. Popüler kültürün hızlı akışı da eklenince, artık bir şeylerden uzak kalmak, takip etmemek bir mutluluk haline geliyor. 

Buna verilen biri isim de var: Joy of missing something out. Bir şeyleri kaçırma mutluluğu... Zaten öteden beri, çok okunan kitaplar, çok izlenen filmler, çok tüketilen ürünler gibi ikonik şeylere her zaman mesafeliyimdir. Şimdi bu durum çalışma alanım için de geçerli oldu: Popüler analizlerden uzak kalma isteği...

Herkesin her şeyi bildiği, hemen anladığı, çıkarım yapıp posasını bir kenara attığı, sanki ilk kez kendi söylüyormuş gibi yaptığı bu hızlı dünyada analiz olayını biraz azaltmakta fayda var! Bir yandan da mesleki deformasyon, bunların ne anlama geldiğini anlama isteği... 

Bugün yaşananlar yepyeni şeyler değil; belki buradan başlamak gerekli. İnsanlık çeşitli dönemlerde bu beter çukura battı. Ama öyle veya böyle çıkmasını bildi.

Ben olan bitenin, liberal dünya düzeninin eski normlarının sarsılmasıyla ilgili olduğunu düşünenlerle aynı fikirdeyim. Önceki yazıda bunun yeni feodalizm olduğunu söyledim. Yukarıda, dengeyi sağlayan kurumların, geniş çerçeveyi çizen normların ve evrensel olduğu sanılan doğruların sarsılması, en altta da bireyin mutluluk, tercih ve yol arayışındaki kargaşanın buna eşlik etmesi... 

Kendi yolunu yeniden çizmek isteyen insan, farklı yolların kesişimi ve çakışmasıyla düz yoldan oldu. Dağ tepe çıkmak zorunda kalırken yeni yol arayışıyla dallar budaklar, hayvanlar, engeller yoluna çıkıyor. Kendi doğal durumumuza geri döndük. Bizim de hayvani yönlerimiz olduğu, hatta vahşi bir hayan olabileceğimiz gösteren gelişmeler. Ama bu sadece yoksulluktan, yoksunluktan kaynaklı değil. En elit, paralı, artık her şeyi denemiş, tatmış azgın azınlığın da kendine yol aradığını görüyoruz ve bunu yaparken insanlıktan çıktığını...

Bu edebi anlatım, somut durumu göz ardı etmez. Bazen gerçeğin yakıcılığını anlamak için tasvir iyi bir yoldur. 

Liberal ahlakın kurduğu kapitalist zenginleşme, her yolun denendiği zenginlik arayışı, barbarlığın özgürlük olarak sunulduğu bireysel normlar herkesi kendi ahlakıyla başbaşa bıraktı. Normların, çerçevenin, kurumların olmadığı yerde kural koyan, ahkam kesen yerel güçler/cemaatler/mafya türedi. Kuralsızlığın kendi kuralını koyma arayışı, sokakta dükkan kurşunlatılan çocuklarda da, zevk sefa adacıklarında da kendini gösteriyor. Kraliyet ailelerinden parasızlıktan çocuğunu satmak zorunda kalanlara kadar her yerde bu arayışı görmek mümkün. İnsanlık onuru yukarıdan ve aşağıdan sarsılıyor. 

Var olan gerçeğe karşı çıkış yollarını arayanlar, bundan önceki yüzyıllarda da oldu. Açlıktan, sefaletten ölenler, madenlerde gazdan, fabrikalarda yanarak ölenler, göç yollarında ölenler çok uzak geçmişte değil. Şimdi bunları başka biçimde yeniden yaşıyoruz. Olan bitenin yakıcılığından çıkmak için alternatif arayanları yeniden hatırlamak; feodal, yerel, bireysel kötülükten çıkmak için yeniden birlikte insan olmak gerekiyor. 

Çok Okunan

Eski Kavramları Geri Getirmek

CHP'nin Eylemleri