Yeni parti ve Yeni Parti

 CHP'nin krizi, parti içi bölünmeyle sonuçlandı; Türk siyasi tarihinde sıkça görüldüğü gibi, yeni bir parti kuruldu. Son yazının hemen ardından gelen genel merkeze polis müdahalesi, Özgür Özel'in ıslak yürüyüşü, bir öncü edasıyla ileri atılışı ve yeni lider imajı, oldukça ses getirdi. Sonraki günlerde bir bank ya da kasa üzerinde yaptığı söylevler, farklı kentlerdeki kalabalıkların yarattığı kendiliğinden mitingler vs. Haziran ayı yeni partinin Yeni Parti olarak yükseliş hikayesini kurarken, yine ülke siyasetinde sıkça karşılaştığımız gibi çok ani bir altüst oluş ve bu kez Özgür Özel'e yönelik tepkiler... Ağustos başında terör/çözüm sürecine dair çerçeve yasa, bu yükselişi hızlı bir girdaba soktu. İktidar gücünün yargı silahını iyi bir müdahale aleti olarak rakibinin zayıf  halkalarına, kırılgan noktalarına, yumuşak karnına uzatmasıyla, yeni ana muhalefet partisi ayakta durmakta zorlanır hale geldi.

Önceki yazımda belirttiğim gibi, sadece kişisel başarı, iyi lider imajı, söylemler ve yaratılan imaj siyasette kısmen işe yarar. Bunlar postmodern dönemin normalleri, evet, ama tam da bu dönem hızlı çalkantıları normalleştirir. Hız, bütün hikayenin özetidir; hızın yönetebilmek, vardığı noktadan mutlu olabilmek, bu kadar yeter biraz fren diyebilmek... Alegoriler devam eder. Hızlı yükselişi darmadağın eden çerçeve yasaya dair Meclis görüşmeleri, aynı anda pek çok şeyi koordine etme zorunluluğunu gösteriyor. Bunu da tek kişilik lider gösterisiyle yapmak mümkün değil. 

Siyaset, örgütlenmektir; tekrar ve yeniden. Özgür Özel'in iyi bir örgütlenme, iyi ekip, onun inşa ettiği iyi bir program, ilkeler bütünü ortaya koyması gerekiyor. Tabanı harekete geçirmek, sokakta olmak, mitinglerle ateşi harlamak, başarılı hamlelerdi. Ama karşınızdaki hegemonik iktidarın oturmuş yapısı, dingin ve durgun hali için sizin ne düzeyde bir hareket yaratmanız gerektiğini her seferinde gösteriyor. Hareketin farklı alanları koordineli biçimde yürütmesi gerekli. 

Muhalefetin elinde bir basın gücü yok; sosyal medya desteği bir yere kadar... Onun için sıradan insan halen, siyasetin ana öznesi. Onları harekete geçirecek söz ve etki gerekli. Popülizm, siyasetin kurucu anlarından biridir. Ona takılı kalmadan ama onu da göz ardı etmeden yeniyi kurabilirsiniz. 

Çerçeve yasa için atılan "hibrid" adım, "havet" tavrı sokağı ikna edebilmiş değil. Öncesinde bunu da iyi anlatmak gerebilirdi. Yeni Parti, çok yoğun bir programı önünde buldu ve bunu anlatmaya zamanları kalmadı. Partinin adı bile hızlı yükseliş sürecinde şekillendi; logo yapmaya fırsatları bile olmadı. Sokaktaki "yeni parti kur, arkandan gelelim" söylemi partinin ismini belirlemişken, sokaktaki insanın sesinden uzaklaşman mümkün değil. Belki, ve kısmen belli ki, kendi aralarında bile ne yapacaklarına karar verememişler. Ama siyaset tam da bu anlarda belirginleşir. Siyasal bir çerçeveniz yoksa, bu siyaset anları elinizde patlar. Çünkü öncesindeki tartışma, pratikte ne yapılacağını belirler. İktidar gücü bunu kendi içinde yapıyor; dışarıya ise sadece tek ses çıkıyor. Sosyal demokratlar ise kamuoyunda tartışıp kapalı ardında uzlaşmaya çalışıyor. 

Bu kadar zayıf kadroları, temsilcileri, başkanları halkın önüne bizim adayımız diye çıkarıp şimdi onların zayıflıklarını, eksikliklerini toparlayabilmek büyük yük. Bu adayları öne çıkaran ekibi siyasetten emekli edip, yeni bir kadro, örgüt, program ve ilkeler bütünü ortaya koyamadan yeni partinin yeniliği de tartışmalı olmaya devam edecek.

Çok Okunan

Eski Kavramları Geri Getirmek

İnsanlığın Yoldan Çıkışı/Yol Arayışı

CHP'nin Eylemleri